Öcalan’ın çağrısına muhalefetin tepkisi: CHP “TBMM çatısı ve hukuk devleti” şartıyla yaklaştı, İYİ Parti tümüyle reddetti

İYİ Parti Genel Merkezi’nin dış cephesine Türk Bayrağı’na gönderme amaçlı ancak siyah-beyaz renkli ay-yıldız ile “Unutmayacağız, unutturmayacağız! Şehitlerimizi saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz” yazılı afiş asıldı.

ABD ve AB’nin de terör listesinde yer alan PKK’nın kurucu lideri Abdullah Öcalan’ın bugünkü “silah bırakma” çağrısına muhalefet cephesinden farklı tepkiler geliyor.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, terör mağdurlarının rızasını almak gerektiğini belirterek, “Kürt meselesinin, TBMM çatısı altında, toplumun tüm kesimlerini kapsayarak, şeffaflıkla ele alınması ve çözülmesi yönündeki tavrımızı koruyoruz” açıklamasında bulundu.

İmralı Adası’nda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla hükümlü PKK’nın kurucu lideri Abdullah Öcalan’ın yazılı çağrısını, DEM Parti (Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi) İmralı Heyeti’nin İstanbul’da açıklamasıyla birlikte Ankara siyaseti hareketlendi.

Your browser doesn’t support HTML5

Öcalan’ın çağrısına muhalefetin tepkisi

Ana muhalefet partisi CHP’de Merkez Yürütme Kurulu (MYK) olağanüstü toplantı ve çağrı metnini değerlendirdi. İYİ Parti de Genel İdare Kurulu (GİK) ve milletvekilleriyle olağanüstü kapalı toplantı düzenledi. Bu toplantılar sonrasındaki açıklamalar, yakın geçmişte seçimlerde “Millet İttifakı” olarak birlikte iktidara karşı tavır almış olan CHP ve İYİ Parti arasında “Kürt sorunu” başlığındaki görüş ayrılığının devam ettiğini gösterdi.

CHP, TBMM çatısı altında hukuk devleti şartıyla terörü sonlandıracak adımlara terör mağdurlarıyla da görüşülerek çözüm sağlanmasına destek verileceğini belirtti. İYİ Parti ise, son süreci “kirli pazarlık” olarak niteleyerek, herhangi bir şekilde bunun parçası olmayacakları mesajını verdi.

Özel “Kürt meselesi” çözümünde hukuk devleti şartını işaret etti

CHP MYK’sı sonrasında Özgür Özel, X hesabı aracılığıyla Öcalan’ın açıklaması hakkında yazılı değerlendirmede bulundu.

Özel, “CHP olarak ülkemizin tüm sorunlarının demokratik yollardan çözümü konusunda tarihsel tutarlılığımızı sürdürüyoruz. Aynı şekilde, terörün ve şiddetin her türlüsüne her zaman karşı olduk, bundan sonra da karşı olmaya devam edeceğiz. Kürt meselesinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) çatısı altında, toplumun tüm kesimlerini kapsayarak, şeffaflıkla ele alınması ve çözülmesi yönündeki tavrımızı koruyoruz. Demokrasi, hukuk devleti ve toplumsal barış için tüm toplumun görüşlerinin, şehit ailelerinin, gazilerimizin ve bütün mağdurların rızalarının öncelendiği çözüm için üzerimize düşen sorumluluğun farkındayız. Bugüne kadar yaptığımız katkıları, bundan sonra da esirgemeyeceğiz. Cumhuriyetimizin ve partimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta barış, dünyada barış’ ilkesi doğrultusunda, her zaman barış ve demokrasi çabalarının yanında; savaşın, terörün, çatışmanın ve otokrasinin karşısındayız” ifadelerini kullandı.

Öcalan’ın çağrısıyla çözüm sağlanması noktasında Erdoğan ve AK Parti iktidarına da mesaj veren Özel, “Terör örgütünün silah bırakması ve kendini feshetmesi çağrısı önemlidir. Bu çağrının gereklerinin, muhatapları tarafından yapılmasını ve on binlerce cana mal olan, ağır ekonomik ve toplumsal tahribat yaratan terörün ilelebet sonlanmasını temenni ediyoruz. Hiç şüphesiz meseleler, temennilerle değil, güven ortamı tesis edilerek ve icraatlarla çözülür. Türkiye’nin tüm sorunlarının çözümü ancak iç barışın sağlanmasıyla mümkündür. İç barış ise, otoriter bir sistemde değil, demokratik düzende, hukuk devleti ilkelerine uymakla, adalet ve eşitlikle sağlanır. Demokratikleşme için gerekli kanuni düzenlemelerin yapılması kadar, mevcut kanunların uygulanmasındaki hukuk dışı yaklaşımların terk edilmesi ve anayasa ihlallerine son verilmesi elzemdir. CHP, toplumun barış ve demokrasi taleplerinin hiçbir makam, mevki ve aktör tarafından kendi siyasi hedefleri doğrultusunda istismar edilmesine izin vermeyecektir” dedi.

Dervişoğlu: “Türkiye tek adamın hırsıyla istibdat çukuruna yuvarlanıyor”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ise, parti yönetimi ve milletvekilleriyle Öcalan’ın çağrısını değerlendirdikten sonra kameralar karşısına geçti. “PKK’ya, yazıhanesini Irak’ın kuzeyinden, Suriye’nin kuzeyine taşıması çağrısıdır” diyen Dervişoğlu, “Bu süreç kirli bir pazarlığın, bir o kadar kirli ürünüdür. Türkiye, tek adamın makam ve ünvan hırsıyla, tarihte eşi benzeri görülmemiş bir istibdat çukuruna yuvarlanmak üzeredir” sözleriyle tepkisini gösterdi.

Suriye’de PYD-YPG’nin gün geçtikçe devletleşme yolunda ilerlediğini söyleyen Dervişoğlu, “Bebek katilinden, barış güvercini yaratmaya cüret eden bu iktidar, PKK’yı lağvetme kılıfıyla, aslında Cumhur İttifakı devletine katmaktadır. Hangi isim ve gerekçeyle yapılırsa yapılsın, bu süreç, millet tanımıyla oynayarak, ömür boyu başkanlık pazarlığıdır ve başka bir amaca da matuf değildir. Emin olun iktidardakilerin de bunu elde etmek için söylemeyecekleri yalan, veremeyecekleri iç ve dış taviz bulunmamaktadır. ‘Terörsüz Türkiye’ diye çıkılan yolun sonunda, terör devletleşecektir. PKK ismi lağvedilip, PYD-YPG devleti kurulacaktır. Gazeteciler, parti genel başkanları, genç teğmenlerimiz, iş dünyamız, hepsi bu girilen yolun ilk kurbanlarıdır. Eğer buna dur diyemezsek, İmralı teröristleri hür, Cumhuriyet vatandaşları tutsak olacaktır. Hukuksuzluk ve yoksulluk cehennemi genişleyecek ve bir federasyon cehennemine evrilecektir” dedi.

Dervişoğlu, konuşmasının sonunda Mustafa Kemal Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni de hatırlattı.

Ayrıca TBMM’deki beşinci siyasi parti grubu konumundaki İYİ Parti Genel Merkezi’nin dış cephesine Türk Bayrağı’na gönderme amaçlı ancak siyah-beyaz renkli ay-yıldız ile “Unutmayacağız, unutturmayacağız! Şehitlerimizi saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz” yazılı afiş asıldı.

Davutoğlu ve Babacan’dan olumlu mesajlar geldi

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, “Uluslararası sistemin sarsıldığı, bölgemizin bir ateş çemberinin içinde bulunduğu şartlarda ülkemizin kendi iç bünyesini tahkim etmesi ve terörden tümüyle arındırılması yönünde yapılan her çağrı ve atılan her adım olumludur. Bu çağrının hayata geçirilmesi için geçmiş tecrübelerden dersler çıkarılarak netice odaklı somut bir yol haritası ortaya konmalıdır. Bu süreç milli iradenin nihai tecelligahı olan TBMM zemininde bütün siyasi partilerin ve toplumsal kesimlerin çoğulcu katkısıyla yürütülmelidir” dedi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da, “Bugün akşam saatlerinde DEM Parti İmralı heyeti tarafından yapılan açıklamayı memnuniyetle karşılıyorum. Terör örgütü PKK’nın silah bırakarak, varlığını feshetmesi tarihi bir gelişme olacaktır. Şimdi bu çağrının gereğinin yapılmasını, herhangi bir tereddüte yol açmayacak şekilde silahların bırakılmasını ve örgütün kendisini feshetmesini bekliyoruz. Defalarca kez ifade ettiğimiz gibi, konu ne olursa olsun, Türkiye meselelerini demokratik siyasi zeminde konuşarak çözme kabiliyetine ve olgunluğuna sahip olmalıdır. Türkiye’de demokratik standartların yükselmesi ve insan haklarına dayalı bir hukuk devleti hedefine daha hızlı yürünmesi için atılacak adımlara yapıcı bir perspektifle katkıda bulunmaya hazırız” dedi.

Zafer Partisi’nden “Süreci baltalayacağız” açıklaması geldi

Zafer Partisi Genel Başkanvekili Ali Şehirlioğlu, Genel Başkan Ümit Özdağ’ın “süreç” nedeniyle İstanbul Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunduğunu söyleyerek, Öcalan’a siyasi özgürlük verilmesi için çalışmalar yürütüldüğünü ve bu sürece karşı durmaya devam edeceklerini açıkladı.

Şehirlioğlu, özetle, “PKK’nın siyasi şubesi konumundaki sözde DEM Parti heyeti, bugün 3’ncü kez terörist elebaşı Öcalan’ı ziyaret etti. Dikkat ettiyseniz biz ‘İmralı’ demiyoruz. Eli kanlı bir bebek katili terörist ile yapılan görüşmeyi ‘İmralı’ diyerek kamufle etmiyoruz. Teröriste ‘terörist’ diyoruz. 22 Ekim 2024 tarihinde Devlet Bahçeli’nin terörist elebaşını Meclis’e daveti ile Türkiye yeni ve karanlık bir dehlize sokulmaya çalışıldı. Çağdaş, demokratik ve hukukun egemen olduğu ülkelerde bir benzeri olmayan bu çağrı, sadece bir siyasi cinnet değildi. Bu çağrıyı sadece 2’nci açılım sürecinin başlangıcı gibi saymak da hafif kalır. Bu çağrı ve takip eden süreçteki gelişmeler, ilk olarak, 55 bin vatandaşımızın katili bir teröriste siyasi özgürlük verilmesine yöneliktir. Bu sürece ‘terörsüz Türkiye’ diyerek ikinci bir kamuflaj daha giydirilmiştir. Oysa, üstteki cila ve boya düşmeye başlayınca, ‘Kürtler’e Anayasal eşitlik’ söylemleri ile milli üniter devletin açıkça hedef alındığı ortaya çıkmıştır. Şimdi devletimize sanki bir savaşa girmiş ve bu savaşı kaybetmiş gibi ağır mütareke koşullarının dayatıldığını izliyoruz. Bu yolun sonu barış ve istikrar değildir. Bu yolun devamı terörsüz Türkiye değildir. Öcalan katiline siyasi özgürlük ve yeni bir anayasa ile teslimiyet hedefleniyor. Biz ‘Cumhuriyetimizi savunmaya’ devam edeceğiz ve bu yıkıcı süreci baltalayacağız” dedi.

Zafer Partisi Genel Başkanvekili Ali Şehirlioğlu