Suriye’de Ulusal Diyalog Konferansı başladı. Bir süredir hazırlıkları devam eden konferansa ülkenin farklı şehirlerinden din adamları, uzmanlar ve aşiret temsilcileri katılıyor.
Konferans sırasında temsilcilerin yeni anayasanın hazırlanması, yeni devletin inşa edilmesi, geçiş süreci adalet sisteminin belirlenmesi, toplumsal uzlaşmanın sağlanması gibi konularda görüşlerini ve taleplerini dile getirmeleri bekleniyor.
“Silahların devlet tekelinde olması bir görevdir”
Suriye’deki geçiş dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed El-Şara, “Silahların birliği ve devletin tekelinde olması bir lüks değil, bir görev ve yükümlülüktür” dedi.
Ulusal Diyalog Konferansı’nda konuşan El-Şara, geçiş döneminde bir Adalet Komitesi kurulacağını duyurdu.
Şam’da başlayan Ulusal Diyalog Konferansı’nın ikinci günü Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda yapıldı. Saraydaki toplantıda ülkenin çeşitli bölgelerinden gelen temsilcilere hitaben bir konuşma yapan El-Şara, Suriye’nin bölünemez olduğuna vurgu yaparak “Suriye’nin gücü bütünlüğünde yatar” ifadesini kullandı.
El-Şara, “Suriye’deki bazı azınlıkların tehlikede olduğuna ve bu grupları koruyabileceklerine” dair gelen bazı uluslararası açıklamaları ‘boş çağrılar’ olarak nitelendirdi. El-Şara’nın bu sözleri son olarak İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun Suriye’deki Dürziler’in İsrail tarafından korunabileceğine ilişkin açıklamasını hatırlattı.
El-Şara yeni Suriye’nin hukuk üzerine inşa edileceğini belirterek “sabırlı olunması” çağrısında bulundu.
"Dengeli ve açık dış politika izleyeceğiz"
Suriye Dışişleri Sakanı Esad El-Şeybani ise konuşmasında birçok ülke ile temas olduklarını anlatarak önümüzdeki günlerde karşılıklı çok sayıda ziyaretin gerçekleşeceğini söyledi. El-Şeybani yürütmeye devam edecekleri dış politikayı “dengeli ve açık” ifadeleri ile tanımladı.
Diğer taraftan konferansa ilişkin eleştiriler de sürüyor.
Suriye’nin kuzeydoğusunda Kürtler’in kontrolündeki Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi konferansa davet edilmemişti. Özerk yönetimin kontrolündeki bölgede faaliyet gösteren 30’dan fazla siyasi parti ve hareket ortak bir açıklama yaparak konferansı “Suriye’nin devam eden gerçek sorunlarına çözüm bulunmasına katkı sağlamayacak değersiz ve anlamsız sembolik bir konferans” olarak nitelendirdiler.
Suriye’deki yeni yönetim Kürtler’in öncülüğünü yaptığı özerk yönetime bağlı Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kendini lağvederek geçiş döneminin Savunma Bakanlığı’na katılmasını istemişti. Taraflar arasında hala müzakere sürecinin açık olduğu belirtilirken özerk yönetimin bir diyalog konferansı yapmaya hazırlandığı öne sürülüyor.
Dürziler de SDG gibi silah bırakmayı reddetmişti. Ulusal Diyalog Konferansı sürerken Süveyda merkezli bazı silahlı grupların yeni yönetime yönelik sert eleştiriler yaptıkları açıklamaları geldi.
Ulusal Diyalog Konferansı hazırlık komitesinin yaklaşık 4 bin kişiyi konferansa davet ettiği ve buna ek olarak 700 yazılı görüş aldığı belirtildi.
Konferansa katılan temsilcilerin geçiş dönemi adalet mekanizması, anayasanın hazırlanması, kurumsal yapılanma, kamusal özgürlüklerin ve siyasal yaşamın çerçevesinin belirlenmesi, yeni ekonomi politikası, sivil toplum kuruluşlarının rolü gibi konularda izlenecek yol haritasını belirlemeleri bekleniyor.
“Özgürlüklerin ve adaletin sağlanmasını talep ediyorum”
VOA Türkçe konferansa katılan bazı temsilcilerle konuştu.
Konferansa Tartus’tan katılan Hristiyan din adamı Dimitri Samaan, yeni yönetimden “özgürlüklerin ve adaletin sağlanması, insani onura yakışır bir yaşamın temin edilmesi” gibi taleplerinin olduğunu söyleyerek, konferansın bütün Suriyeliler tarafından beklendiğini belirtti.
Ülkedeki ekonomik duruma dikkati çeken Samaan, “İnsanlar yeni yönetimden geçim şartlarına ilişkin durumun düzeltilmesi için çalışmalar yapmasını bekliyor” dedi.
Konferansa davet edilen temsilcilerle birlikte geçiş dönemindeki adalet, özgürlükler, yeni anayasa gibi konuları konuştuklarını aktaran Samaan, “daha iyi bir Suriye için bunların en kısa sürede sağlanması gerektiğini” belirtti.
Samaan, Suriye’deki azınlıkların beklentilerine ilişkin soruya “Azınlık tanımını reddediyoruz. Hepimiz Suriye’yi oluşturan unsurlarız. Hepimizi himaye eden bir anayasa oluşturulması ve ayrımcılığa karşı durulması gerektiği konusunda hemfikiriz” yanıtını verdi.
“Kadın haklarını savunan biri olarak tabii ki korkum var”
2000 yılından beri siyasi aktivizm hareketleri içinde bulunan ve kadın hakları savunuculuğu yapan Miya Rahhabi, 2014 yılında Suriye’yi terk etmek zorunda kaldığını anlattı.
Rahhabi, iki yıl Beyrut’ta ve ardından sekiz yıl Fransa’da yaşadığını belirterek, “Rejim düştükten sonra hemen ilk uçağa binip Suriye’ye geldim” diye konuştu.
Miya Rahhabi, konferansın Suriyeliler'in iradesini temsil etmesi açısından önemli olduğunu vurguladı. Rahhabi, Suriye’deki geçiş dönemi yönetiminin katı ve dini bir yönetim anlayışına geçebileceğine dair endişelere ilişkin, “Kadın haklarını savunan biri olarak tabii ki korkum var” dedi.
Yeni anayasanın ve kanunların kadın haklarını dikkate alarak hazırlanması gerektiğini belirten Rahhabi, kadın haklarına ilişkin olumsuz kanuni ve toplumsal faktörlerin silinmesi gerektiğini söyledi. Rahhabi, konferansa ilişkin “En azından geleceğe dair ümitliyim. Hiç olmazsa o suçlu rejimden kurtulduk” dedi.
“Yaptırımlar kaldırılmalı”
Konferansa Humus’tan aşiret temsilcisi olarak katılan Abdullah Samir Mülhim de “Baas’tan önce olduğu gibi bütün Suriyeliler olarak aynı safta olmak için buradayım” dedi.
Konferansa katılan temsilciler arasında Suriye’yi oluşturan bütün unsurların yer aldığını aktaran Mülhim, uluslararası topluma ve ABD’ye çağrı yaparak, “Ekonomimiz için yaptırımların kaldırılması gerekiyor” dedi.
Konferans eleştirilerle başladı
Suriye’deki geçiş yönetimi, yeni anayasanın hazırlanması, devletin inşası ve toplumsal uzlaşının sağlanması gibi konularda yol haritasının belirlenmesi için halkla birlikte hareket edileceğini duyurmuştu.
Bu çerçevede bir ulusal diyalog konferansı yapılacağı açıklanmış ve yaklaşık 10 gün önce konferansın hazırlıklarını tamamlaması için bir komite oluşturulmuştu.
Ancak komitenin duyurulması ile birlikte eleştiriler de başladı. İkisi kadın beşi erkek, toplam yedi kişiden oluşan komitede sadece bir Hristiyanın bulunması, diğer dinlere ve mezheplere ya da Kürtler'e yer verilmemesi tepkilere neden oldu.
Komite üyeleri, geçen 10 günde Suriye’deki farklı kentleri gezerek toplumun önde gelen isimleri ile biraraya geldi ve halkın taleplerini ve görüşlerini dinledi.
Bu arada konferansa katılacak temsilcileri de belirleyen komiteye ilişkin “hazırlık için yeterli vakit olmadığı ve ziyaret edilen kentlerde yaşayanların tamamını anlayabilecek şekilde görüşmeler yapmadığı” şeklinde eleştiriler getirildi.
Konferans tarihi son anda belli oldu
Mart ayında yapılacağı söylenen konferansın son anda 24-25 Şubat’ta düzenleneceği açıklandı. Konferansın yapılacağı yere, temsilcilerin sayısına ve içeriğine dair belirsizliklerle birlikte konferans bugün başlamış oldu.
Konferansta ülkeyi oluşturan tüm dini-mezhebi ve etnik azınlıkların temsil edilmemeleri eleştirileri derinleştirdi.
Diğer yandan konferansa 4 bin temsilcinin katıldığı açıklanırken ilk günkü programda yaklaşık 550 temsilcinin hazır bulunduğu tahmin ediliyor.
VOA Türkçe’nin konuştuğu bazı temsilciler, hazırlık yapmaları için kendilerine yeterli vakit tanınmadığını söyledi.
Forum