Venezuela’nın Aragua eyaletinde 2000’li yılların ortalarında, demiryolu işçileri tarafından kurulan Tren de Aragua (Aragua Treni) adlı sendikanın bir süre sonra üyeleri için müteahhitlerden zorla para toplamaya başlaması, bugün bu örgütün Latin Amerika’nın en tehlikeli organize suç örgütlerinden biri haline gelmesine neden oldu.
Geçtiğimiz günlerde ABD ve Arjantin tarafından terör örgütleri listesine alınan uluslararası suç örgütünün başlıca faaliyetleri arasında uyuşturucu ve insan kaçakçılığı, haraç toplama ve fuhuş gibi suçlar yer alıyor.
2018 sonrası yaşanan kitlesel göçü fırsata çeviren organize suç örgütünün, Venezuelalı göçmenleri önce Kolombiya’ya, sonrasında Ekvador ve Şili’ye kadar olan hatta güneye doğru göçe itmesiyle başlayan süreç, sonrasında kuzeye yani Orta Amerika ve ABD’ye doğru göçü planlamakla devam etti.
Tren de Aragua’nın bu dönemde diğer ülkelerdeki irili ufaklı suç örgütleriyle ilişkiler geliştirmesi ve faaliyetlerini çeşitlendirmesi, büyümesinde ve diğer Latin Amerika ülkelerine hatta ABD’ye kadar uzanmasında kilit rol oynadı.
Başta Kolombiya, Şili ve Peru olmak üzere faaliyetleri neredeyse bütün bir kıtaya yayılan örgüt, bugün Latin Amerika’daki suç ve güvenlik sorununu derinleştiren en önemli aktörlerden biri olarak kabul ediliyor.
“Örgüt adeta bayilik sistemiyle çalışıyor”
VOA Türkçe’ye konuşan Venezuela Şiddet Gözlemevi (OVV) Direktörü Roberto Briceno’ya göre, suç örgütünün kısa zamanda bütün bölgeye yayılmasında iki temel faktör rol oynuyor.
Bunlardan birincisi örgütün diğer suç örgütleri, siyasetçiler ve otoritelerle müzakere yeteneği, diğeri ise yatay ve esnek örgütlenme modeli.
Tren de Aragua’nın daha çok organize bir çatı örgütü gibi işlediğini ve bugün her bir vagonun farklı bir çeteyi temsil ettiğinin düşünülebileceğini kaydeden Briceno, örgütün büyümek için kullandığı yöntemin şirketlerdeki bayilik sistemine benzediğini söylüyor.
“Çete üyeleri cezaevini örgütün operasyon merkezi olarak kullanıyordu”
Tren de Aragua’nın irili ufaklı çetelere, yaptığı yasadışı işlerden komisyon alma karşılığında adını kullanma izni verdiğini kaydeden uzman, suç örgütünün bu çetelere gerekli durumlarda silah, mühimmat ve malzeme gibi destekler de sağladığını, çetelerinse kendi kararlarını kendileri aldığını kaydediyor.
“Çeteye ilk çıktığı yıllarda yerel siyasetçiler tarafından muhalif gösterileri sabote etme ya da engelleme görevi verildiği, sonrasında da Aragua’daki Tocoron Cezaevi’nde iç düzeni sağlamakla görevlendirildiği biliniyor” diyen sosyolog Briceno, Tren de Aragua’nın cezaevini nasıl kullandığını şöyle anlattı:
“Bundan 1,5 yıl önce 11 bin güvenlik görevlisiyle cezaevinin kontrolünü almak için yapılan operasyonda cezaevi içinde havuzdan restorana, uyuşturucudan bombalara kadar mahkûmların her şeyinin olduğu basına yansıdı. Son derece rahat koşullarda yaşayan çete üyeleri cezaevini örgütün operasyon merkezi olarak kullanıyordu. Öyle ki, haraç aldıkları kişileri ödemelerini yapmak için cezaevine çağıracak kadar kontrolü ele geçirmişlerdi. Bu gücün dışarıya yansıması da gecikmedi. Tren de Aragua, bazı şehirlerde öyle güçlendi ki, sokağa çıkma yasağı bile koyabilir hale gelmişti.”
Forum