Erişilebilirlik

Yeniden Refah Partisi yerel seçimde nasıl üçüncü parti oldu?


Yeniden Refah Partisi (YRP) yerel seçimlerde bir sıçrama yaparak üçüncü parti oldu.
Yeniden Refah Partisi (YRP) yerel seçimlerde bir sıçrama yaparak üçüncü parti oldu.

Yeniden Refah Partisi (YRP) resmi olmayan sonuçlara göre, biri büyükşehir olmak üzere iki il, 38 ilçe ve 19 belde kazanarak Türkiye’de yerel seçimde üçüncü parti konumuna yükseldi. Türkiye genelinde İl Genel Meclisi seçimlerinde yüzde 7’ye yaklaşan YRP son genel seçimlerde Cumhur İttifakı içindeydi.

Yeniden Refah Partisi kurmayları, yükselen desteği tam da bu ittifakla ayrılmaya bağlıyor ve tabanın sesini bu aşamada doğru dinlediğini düşünüyor. Parti tabanının sandıklara yansıyan bu desteğinde öne çıkan ikinci noktaysa, Cumhur İttifakı’ndan ayrılırken Millet İttifakı’na koyulan sınır olarak gösteriliyor.

Yeniden Refah Partisi’nin yönetimi partinin yerel seçimde aldığı bu başarının ardından iktidara yürüdüğü kanısında. YRP Genel Başkanı Fatih Erbakan 31 Mart yerel seçiminin ardından kameralar karşısında yaptığı açıklamada sonucu “Milli Görüş’ün şahlanışı” olarak nitelemişti.

Akademisyenlere göreyse Milli Görüş ve dünyada yükselen sağ popülist söylemi birleştiren Yeniden Refah Partisi, bir siyasi partinin klasik yükseliş sürecini yaşıyor ve partinin geleceği siyasi ve ekonomik kriz süreçlerinde vereceği umuda ve kapsayıcılığa bağlı.

Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mehmet Altınöz ve İstanbul Milletvekili Doğan Bekin bir yıl içinde sandıkta yaşanan tercih dönüşümünün temel sebebini, “ahlak ve maneviyat eksiklikliğinin seçmen nezdinde çektiği tepki” olarak görüyor.

Yeniden Refah Partisi seçim sonuçlarını VOA Türkçe'ye değerlendirdi
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:04:21 0:00

“Gazze, ekonomi ve manevi çöküntü iktidara kaybettirdi”

VOA Türkçe’ye konuşan Mehmet Altınöz sosyal politikalarda iktidarın kendisinden bekleneni veremediği görüşünü dile getirdi.

Seçmenin yerel seçimde kendilerine verdiği desteği, “ahlak ve maneviyat eksikliğine toplumun tepkisi” ile ilişkilendiren Altınöz’e göre seçmen davranışında en önemli faktörlerden biri de, Gazze’deki savaşın Türkiye’de çok büyük bir hassasiyetle karşılanması.

Hükümetin bu hassasiyete karşı söylemle yetindiğini ve çabaların yalnızca İsrail ve Hamas arasında barış ortamı sağlanmaya çalışılmasından ibaret olmasını halkın kabul etmediğini öne süren Altınöz, “Buna ciddi yaptırımlarla ve Türkiye'nin gücünü kullanarak bir çözüm bulunabilmesine ilişkin bir karşılık bekliyor. Biz sahada seçim kampanyasında en çok bununla karşılaştık.” ifadelerini kullandı.

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın Türk askerinin Gazze'ye gönderilmesinden, İsrail Büyükelçisi’nin sınırdışı edilmesi ve İsrail ile tüm ticaretin sonlandırılmasına; Malatya’daki Kürecik Radar Üssü’nün yanısıra İncirlik Üssü’nün de kapatılmasına kadar ortaya koyduğu talepleri sıralayan Altınöz, bu taleplerin sokakta karşılık bulduğunu savundu.

“Bu seçimde afet toplanma merkezi olduk, Türkiye’nin çözüm merkezi olacağız ve iktidara yürüyoruz”

14 Mayıs cumhurbaşkanlığı seçimlerinde AK Parti ile yapılan ittifak protokolüne AK Parti yöneticilerinin uymadığını söyleyen YRP İstanbul adayı, "Özellikle ekonomi alanında yatırım, üretim, istihdam, kalkınma ve ihracat hamlelerinin hayata geçirilmemesi ve denk bütçenin yapılması, havuz sisteminin uygulanması ve ekonomide çarkların çalışılabilir hale getirilmesi maalesef sağlanamadı” dedi.

“Engelli vatandaşlarımızın aldığı maaşların asgari ücret seviyesine getirilmesine ilişkin bir ibadetimiz vardı. Maalesef uygulanmadı” diyen Altınöz, AK Parti’nin bunları da uygulayamadığını değil; uygulamadığını iddia etti.

“Filistin, Kudüs bizim kırmızı çizgimizdir” diyen Altınöz, “Mescid-i Aksa’da yaşayan vatandaşlarımızın Mescid-i Aksa'ya girip namaz kılmalarını engellemek için İsrail tarafından Mescid-i Aksa'nın etrafına çevrilen dikenli teller Türkiye'den gitti. Türkiye bu ticareti kamu yapmıyor gerekçesine sığınarak kesmedi” dedi.

Altınöz, “Bunlar halkımızın gönlünde büyük yaralar açtı, hükümetin yapmış olduğu politika yanlışlarının seçimlerde sandıkta karşılığını görmüş olduk” dedi.

“Ekonomi ve maneviyatın çöküşüyle” oluştuğunu söylediği toplumsal durumu deprem olarak tanımlayan Altınöz, Yeniden Refah Partisi’ni de bir “afet toplanma alanı” olarak tanımladı; “Halkımızın bu teveccühü ile çözüm merkezi de olacağız. Milli görüş belediyeciliğini hayata geçireceğiz” şeklinde konuştu.

YRP’den “sonuçlar erken seçim getirecek” yorumu

Seçim sonuçlarını izlerken VOA Türkçe’ye değerlendirmede bulunan YRP heyeti, bu sonuçların Türkiye’ye bir erken seçim getireceği ve parti olarak iktidara yürüdükleri görüşünü paylaştı.

AK Parti’den gelecek yeni bir ittifak teklifine tamamen kapalı olduklarını vurgulayan YRP İstanbul Milletvekili Doğan Bekin VOA Türkçe’ye, “Halkımız için bu sayfa tamamen kapanmıştır. AK Parti yıpranmış bir partidir. Demokrasi ve adalet duygusunu yitirmiş bir partidir. YRP artık yoluna tek başına yürüyecek” dedi.

“Milli Görüş sağ popülizmle birleşerek ivmelendi ama sınavı yeni başlıyor”

Milli Görüş ve siyasal İslam akımları üzerine çalışan Bartın Üniversitesi Siyasal Bilimler ve Kamu Yönetimi’nden Doç. Dr. Ömer Baykal, YRP’nin anormal bir yükseliş sergilemediğini, kuruluş aşamasını tamamlamış ve bir yükseliş ivmesi yakalamış bir parti olduğunu vurguladı.

VOA Türkçe’ye konuşan Baykal, Milli Görüş hareketinin tarihsel bir tıkanıklık yaşadığı süreçte doğan Saadet Partisi’nin daha kuruluş aşamasında marjinalize olduğunu ve devam eden süreçte hareketin enerjisini büyük oranda AK Parti'ye kaptırdığını belirtti.

Baykal, “Milli Görüş hareketi ile milli görüş geleneğini ayırıyorum. Gelenek, temel argümantasyonlarını dönüştürerek AK Parti üzerinden devam ediyor ve farklı kimlikleri de kendine ekleyerek büyük bir kitle oldu. Hareketinse tarihsel orijinali marjinalize olarak kaldı. Biri yüzde 35-40 bandına giderken biri yüzde 2,5 bandında kaldı.” dedi.

Bu süreçte Necmettin Erbakan’ın da ölümüyle lidersiz kalan hareketin dünyanın temel tartışmaları karşısında “sesinin kısıtlı kaldığını” ve kendini revize edemediğini belirten Baykal, “Toplumsal tabanını kaybetmiş ve partiyi yönetecek olan elitleri de yaşlanmış olan hareket iç ihtilaflar da yaşayınca bir alternatif fraksiyon oluşturarak Erbakan Vakfı üzerinden örgütlenme modeline gitti” değerlendirmesinde bulundu.

Fatih Erbakan’ın 2013 sonrasında bu vakıf üzerinden oluşturduğu teşkilatın örgütlenme sürecinde en kritik aşamanın Saadet Partisi’nin “tarihsel olarak kendisini karşısında konumlandırdığı Kemalist bloğun içerisine eklemlenmesi” olarak yorumlayan Baykal, bunun “ölümcül bir ontolojik problem” olduğunu düşünüyor.

“Millet İttifakı’nın 2023 seçimlerinde yenilmesiyle de Saadet Partisi artık Milli Görüş adına konuşacak bir tüzel kişilik olmaktan çıktı” diyen Baykal, oğul Erbakan’ın tam da babasının mirasını alarak yerleştiğini söylüyor:

Baykal, “Cebindeki tarihsel mirasa küçük de olsa yüzde 2,5'i koyarak başladı. Dünyada esen popülist söylemi de arkasına aldı, aşıda karşıtlık üretti, küresel ısınma meselesinde ilginç retorikler geliştirdi. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasında muhafazakar bir dil kullandı. Nafaka tartışmalarına girdi. Dolayısıyla bir taraftan Milli Görüş’ün ana dilini bir taraftan da popülist retoriği birleştirdi ve dünyada esen rüzgarı yakaladı” sözleriyle partinin yerel seçimde yakaladığı çıkışı değerlendirdi.

DEVA ve Gelecek Partileri’nden farklı olarak YRP’nin siyasi miras avantajına dikkat çeken Baykal, buna ek olarak dindar kesimler için liberal söylemin çelişki doğurduğunu da ifade ediyor.

“YRP çok kritik aşamalarda güç merkezleriyle dirsek teması kurdu” diyen Baykal, Cumhur İttifakı temasları süreçlerinden faydalanarak Fatih Erbakan’ın kendisini geniş kitlelere anlatma şansı bulduğu görüşünde.

Baykal, “İnce bir siyaset geliştirdi. Kendini karşı cepheye yerleştirerek Erdoğan eleştirisi yapmadı. Hem güç merkezinin enerjisini aldı, aynı zamanda alttan alta onu eleştirdi ama cepheden bir muhalefet geliştirmedi. Pazarlık unsuru olarak da kendi temel argümantasyonunu pazarlık masasına yatırarak çizgisini kamuoyuna duyurdu. 100 bin oy aldı, örgütlülüğünü gösterdi. Son aşamaya gelince de AK Parti'nin yaşadığı deformasyonu kendi artı hanesine katarak müstakil olarak yola girdi” sözleriyle partinin izlediği stratejiyi özetledi.

Önümüzdeki süreçte etkisi ne olur?

Doç. Dr. Ömer Baykal’a göre genç parti doğru strateji yürüttü ama bu yüzde 6’yı bulan oy “taban değil katman” olarak okunabilir.

Baykal, “Büyük oranda Milli Görüş hareketi bugün artık Yeniden Refah Partisi’nde. Saadet Partisi de o banttaydı. Dolayısıyla katmanlı olarak gidiyor, muhtelif saiklerle diğer yerlere gitmeyen insanlardan katmanlarını alıyor. Ama bu şu an için çok büyük bir örgütlenmeye ve tabana sahip demek değil” diyor.

Bu katmanların kitle olabilme ihtimalini, Türkiye’yi bekleyen temel meselelerde vereceği yanıt ve doğuracağı umuda bağlayan Baykal, lider temelli bir siyasi harekette Fatih Erbakan’ın çizeceği liderlik çizgisinin önemli olduğunu belirtiyor ve oğul Erbakan’ın babası gibi bir iş, bürokrasi ve siyasi kariyerinin henüz olmadığını dolayısıyla sınavının yeni başladığını belirtiyor.

Doç. Dr. Ömer Baykal, “Devletler arası ilişkiler, haklar ve özgürlükler meselesi, siyasetin etiği, siyasetin finansmanı tartışmaları karşısında nasıl duracak, uluslararası ilişkileri nasıl okuyacak? Nerede duracak? Türkiye'nin önemli problemleri var. Her şeyden önce bir ekonomik krizi var. Bu ekonomik krize ve gelir adaletsizliğine nasıl çözüm üretecek, nasıl bir ekonomik modeli ortaya koyacak, henüz bunları duymadık. Daha çok popülist söylemler öne çıktı. Burada sunacağı modeller YRP’yi bir aile partisi görüntüsünden çıkarabilecek mi izleyip göreceğiz.” diyor.

Forum

STÜDYO VOA

Timur Cihantimur davasında doğru bilinen yanlışlar – 21 Haziran
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:29:58 0:00
XS
SM
MD
LG