Cumhurbaşkanlığı’na bağlı Siber Güvenlik Başkanlığı’na (SGB) siber milli güvenliği koruma gerekçesiyle her türlü kişisel veya tüzel bilgiyi edinme yetkisi verilmesi, özellikle basın ve ifade özgürlüğüne yeni kısıtlamalar getirebileceği gerekçesiyle eleştiriliyor.
AK Parti’nin hazırladığı “Siber Güvenlik Kanunu Teklifi” görüşmelerine bugünkü TBMM Genel Kurulu oturumunda başlanacak.
Kanun teklifi, Cumhurbaşkanlığı’na bağlı Siber Güvenlik Başkanlığı’na her türlü bilgi, veri ve belgeye erişim yetkisi verilmesini öngörüyor. Yasa teklifi, “yargı kararı ve Meclis’te yasama denetimi olmaksızın sınırsız yetki sağlayacağı” gerekçesiyle özellikle muhalefet partileri tarafından eleştiriliyor.
Milli Savunma Komisyonu’nda yasa teklifine CHP, DEM Parti ile İYİ Parti, Anayasa’ya ve temel insan haklarına aykırı olduğu gerekçesiyle “muhalefet şerhi” koydu.
Muhalefet partileri, yasa teklifinin basın ve ifade özgürlüğüne yeni kısıtlamalar getireceğini ve AK Parti iktidarına her türlü kişisel veya tüzel bilgilere ulaşma olanağı sağlanacağını savunuyor.
"Kapsam dar kaldı"
Teklifteki ilk imza sahibi AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya, TBMM’deki görüşmelerde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) internet ortamıyla ilgili görev ve yetkilerinden bazılarını Siber Güvenlik Başkanlığı’na aktaracaklarını söyledi.
Bunun yanısıra Özkaya, “dezenformasyon” gerekçesiyle Ekim 2022’de yasalaşan “hatalı bilgiyi alenen yayma suçu” için “kapsamı çok dar kaldı” diyerek, yeni cezalar öngörüldüğünü kaydetti.
Teklif, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 8 Ocak tarihli kararnamesiyle Siber Güvenlik Başkanlığı’na, “hakim onayı ve yargı kararı aranmaksızın” sadece kamu değil özel kuruluşları ve bireyleri kapsayacak şekilde yetkiler verilmesini öngörüyor.
Yasa teklifi, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) “ifade özgürlüğü ilkesine aykırı” görüşüyle iptal ettiği “BTK’nın yargı kararı olmaksızın erişim engellemesi kararları alması yetkisi” benzeri yetkileri Siber Güvenlik Başkanlığı’nın kullanmasını düzenliyor.
Teklifte Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ile İçişleri Bakanlığı’nın istihbarat birimleri dışında tüm kamu ve özel kuruluş faaliyetlerini kapsayacak şekilde Siber Güvenlik Başkanlığı’na görev tanımlaması yapılıyor.
Teklifteki 8’inci maddede, SGB Başkanı’nın, Cumhuriyet Savcısı ile eşdeğer şekilde yetkili hale getirilerek, “Başkan’ın yazılı emri ile konutta, iş yerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama yapılabilir ve kopya çıkarma ve el koyma işlemi yapılabilir” deniliyor.
Teklifteki 16’ncı maddede ise “Sır saklama yükümlülüğünü yerine getirmeyenlere dört yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası” ile “Siber uzayda veri sızıntısı olmadığı halde halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak ya da kurumları veya şahısları hedef almak amacıyla veri sızıntısı yapılmış gibi içerik oluşturanlara ve/veya bu içerikleri yayanlara iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası” verilmesi isteniyor.
İFÖD: “Teklif, Siber Güvenlik Başkanlığı’na aşırı geniş, denetimsiz yetkiler tanıyor”
İfade Özgürlüğü Derneği (İFÖD), AYM’nin yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) basın ve ifade özgürlüğü ile özel hayata ilişkin “hak ihlali” kararlarını anımsatarak, Siber Güvenlik Başkanlığı’na “hukuk devleti ilkesine aykırı” yetkiler verildiğini belirtti.
İFÖD’den yapılan yazılı değerlendirmede, teklifin yalnızca George Orwell’in “1984” romanını çağrıştırmakla kalmayıp, bireylerin hak ve özgürlüklerini doğrudan kısıtlayabilecek düzenlemeler içerdiği ifade edildi.
Değerlendirmede, “Teklif belirsiz kavramlar getirerek, Siber Güvenlik Başkanlığı’na aşırı geniş, denetimsiz yetkiler tanımakta ve bu yetkiler kapsamında kişi ve kuruluşlara orantısız adli ve idari yaptırımlar öngörmektedir. Temel hak ve özgürlüklerin korunması adına mevcut haliyle kabul edilmesi mümkün değildir, derinlemesine gözden geçirilmesi ya da tamamen geri çekilmesi zorunludur” denildi.
İFÖD’ün açıklamasında, Siber Güvenlik Başkanlığı’nın kamuoyuna ve herhangi bir şekilde denetime açık olmayan şekilde her türlü iletişim, veri trafiği bilgisini kamu veya özel kuruluşlardan talep edebileceği işaret edildi.
“SOME” siber müdahale ekipleri
Teklifte “SOME” kısaltmasıyla siber olaylara müdahale ekibi şeklinde Siber Güvenlik Başkanlığı’na bağlı çalışma ekiplerinin kurulmasının öngörüldüğü anımsatıldı.
İFÖD, yasada herhangi bir bağımsız denetim mekanizmasının öngörülmediğine dikkati çekerek, “Kişisel verilerin korunmasına ilişkin genel ifadeler belirsiz ve öngörülemez bir çerçevede sunulmuştur. Dolayısıyla, denetim mekanizmalarının tamamen eksikliği, bu tür geniş yetkilerin keyfi kullanımına kapı aralamaktadır” ifadesine yer verdi.
“Sızıntı olsa dahi kimse ‘sızıntı var’ diye haber yapamayacak”
CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, kanun teklifini eleştiren isimlerden biri.
Bulut, “Siber Güvenlik Kanunu Teklifi ile gazetecilere yeni sansür getiriyorlar” diyerek, şu değerlendirmede bulundu:
“Kişisel verilerimizi çalanlar, çaldıranlar değil, kişisel verilerimizin çalındığını kamuoyuna duyuran gazetecilerin peşine düşecekler. ‘Sızıntı var’ diyenler, haber yapanlar, yetkililer ‘sızıntı yok’ derse iki yıldan beş yıla kadar hapis istemiyle yargılanacak. Kısaca ‘sızıntı” olsa dahi kimse ‘sızıntı var’ diye haber yapamayacak.”
“Etki ajanlığına benzer bir düzenlemeyle karşı karşıyayız”
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit de “yasa teklifinin etki ajanlığı düzenlemesini geçiremeyen AK Parti’nin Meclis’e yine güvenlik kaygısını önceleyerek getirdiği bir yasa taslağı” olduğunu söyledi.
Bu yasa teklifiyle “basın çalışanlarının AK Parti’nin hoşuna gitmeyecek haber yapmasının önüne geçmek istendiğini” kaydeden Koçyiğit, “Etki ajanlığına benzer bir düzenlemeyle karşı karşıyayız. Kanuni sınırlılığı belli değil. Şeffaf değil, yetkileri çok geniş. Bu geniş yetkilerle aslında dezenformasyon gibi bir yasayla karşı karşıyayız” dedi.
“Siber güvenlik gerekçesiyle özel hayata adeta dijital abluka getiriliyor”
İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez de yasa teklifiyle ilgili “Siber güvenlik gerekçesiyle özel hayata adeta dijital abluka getiriliyor” değerlendirmesinde bulundu.
Teklif yasalaşmadan Siber Güvenlik Başkanlığı’nın kurulduğuna dikkati çeken Çömez, “Teklif eğer böyle kabul edilirse mahkeme kararı olmaksızın Saray’daki bir memurun talebi ile tüm yurttaşlara, hepimize ait dijital verilerimiz, mesajlarımız, iletişimlerimiz izlenebilecek. Gerek duyulursa ev ve iş yerlerimizdeki tüm dijital verilere el konulabilecek” diye konuştu.
Çömez, TBMM’de dün yasa teklifi üzerine görüşmelere başlanamadığını ve bunun oturumda AK Partili vekillerce yeterli çoğunluk sağlanmamasından kaynakladığını aktardı.
Turhan Çömez, “Kendi getirdikleri kanun teklifi için Genel Kurul’a gelmediler. Biz de yoklama istedik. İlk yoklamada milletvekili sayıları yetersizdi. 15 dakika sonra yoklama işlemi tekrar edildi. Tüm pusulaları tek tek kontrol ettik. Bir de ne görelim, iki kez pusula veren mi, başkasının adına sahte imza atan mı, ne ararsan var” diye konuştu.
Forum