Avrupa'nın en büyük ekonomisi olan ve Avrupa Birliği'nin (AB) gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) yaklaşık dörtte birini oluşturan Almanya, Pazar günü yapılan seçimlerin ardından yeni bir siyasi ve ekonomik döneme giriyor.
Friedrich Merz liderliğinde kurulması muhtemel CDU/CSU ve SPD koalisyonu, ekonomik zorluklarla başa çıkmak ve ülkenin istikrarını sağlamak için önemli kararlar almak zorunda kalacak.
Almanya'daki seçimlerin ardından Hristiyan Birlik partileri (CDU/CSU) adayı Friedrich Merz, seçimlerin galibi olarak başbakanlık görevine hazırlanıyor.
Ancak CDU/CSU bloğu, 630 sandalyeli parlamentoda 208 sandalye ile tek başına çoğunluğu sağlayamadığı için koalisyon hükümeti kurma arayışları hız kazandı. Bu bağlamda en olası ortak olarak Sosyal Demokrat Parti (SPD) öne çıkıyor.
Friedrich Merz, seçimlerin hemen ardından SPD’li Başbakan Olaf Scholz ile biraraya gelerek, bir an önce koalisyon hükümeti kurma isteğini dile getirdi.
Merz, dış politika, göç ve ekonomi gibi konuların aciliyetine dikkat çekerek, hızlı hareket edilmesi gerektiğini vurguladı. Mevcut siyasi tabloda başka bir çoğunluk seçeneği bulunmadığından, her iki partinin de Nisan ayına kadar bir koalisyon anlaşması imzalaması bekleniyor.
Merz’in ekonomi stratejisi SPD ile uyuşacak mı?
Son yıllarda Almanya ekonomisi artan enerji fiyatları, jeopolitik gerilimler ve düşük büyümeyle sarsıldı. 2023'te yüzde 0,3, 2024'te ise yüzde 0,2 oranında küçülen ve teknik olarak resesyonda olan Alman ekonomisi yapısal sorunlarla da mücadele ediyor. Bu durum, yeni hükümetin öncelikli olarak ekonomik toparlanma üzerine yoğunlaşmasını gerektiriyor.
Merz, seçim sonrası yaptığı açıklamalarda, ekonomiyi canlandırmak için hızlı ve etkili kararlar alınması gerektiğini belirtti.
Sanayi üretimindeki düşüş, özellikle ihracata bağlı Alman ekonomisini zor durumda bırakıyor. Elektrikli araç pazarındaki durgunluk ve Çin rekabeti, özellikle otomotiv sektörünü tehdit ediyor.
ABD ile ticari gerilimler de Almanya için büyük bir risk oluşturuyor. Başkan Donald Trump'ın Alman otomobillerine ek gümrük vergileri getirmesi bekleniyor. İşverenler, Almanya'nın ABD ile ticari gerilim riski karşısında kendini hazırlaması gerektiğini vurguluyor.
Vergi indirimi hedefleniyor
Merz’in ekonomi stratejisi, vergilerde indirim, bürokrasinin azaltılması ve sosyal sistemde reform gibi adımlarla şirketler ve çalışanlar için daha elverişli bir ekonomik ortam yaratmayı hedefliyor.
Ekonomik büyümeyi teşvik etmek amacıyla vergi reformları planlayan ve şirketler için vergi yükünün yüzde 25 ile sınırlandırılmasını, çalışanların fazla mesai ücretlerinin vergiden muaf tutulmasını öngören Merz, aynı zamanda bürokrasinin azaltılmasıyla yatırımların önündeki engellerin kaldırılması hedefliyor.
Friedrich Merz’in başbakanlığında istihdam politikalarında da önemli değişiklikler gündemde. Günlük çalışma süresi sınırı yerine haftalık üst sınır getirilmesi planlanıyor.
Mevcut sosyal yardım uygulamasının kaldırılarak yerine yeni bir sosyal güvenlik sisteminin getirilmesi ve bu sistemin çalışmayı teşvik edecek şekilde düzenlenmesi öngörülüyor.
Enerji politikalarında ise maliyetlerin düşürülmesi amaçlanıyor. Elektrik vergisi ve ağ ücretlerinin azaltılmasıyla enerji fiyatlarının aşağı çekilmesi planlanıyor.
Mültecilere yardımların azaltılması planlanıyor
Göç politikaları da Merz’in politikalarında önemli bir yer tutuyor. Mültecilere ve uzun süre işsiz kalanlara yönelik devlet yardımlarının azaltılması, sosyal desteklerden yararlanma koşullarının sıkılaştırılması planlanıyor. Bu adımlarla sosyal harcamaların düşürülmesi ve göçmenlerin çalışma yaşamına uyumunun arttırılması amaçlanıyor.
“Cesur bir ekonomik dönüşümün önünde engel”
SPD, seçim öncesi süreçte Merz’in önerdiği vergi reformları, sosyal güvenlik düzenlemeleri ve göç politikalarını reddetmişti. Ekonomistler, olası bir koalisyonun ekonomi politikalarındaki farklılıkların cesur bir ekonomik dönüşümü engelleyebileceğini belirtiyor.
Commerzbank Başekonomisti Jörg Krämer, "Birlik Partileri ve SPD arasındaki vergi politikaları farklılıkları, Almanya’nın işletmeler için yeniden cazip bir yer haline gelmesi konusunda önemli engeller oluşturabilir" dedi.
Alman Sanayi ve Ticaret Odası (DIHK) Başkanı Peter Adrian ise "Küçük, orta ve büyük ölçekli işletmelerden gelen birçok geri bildirim, ekonomi politikası alanında önemli bir dönüm noktasının gerektiğini gösteriyor. Bu dönüşüm çoktan gecikti. Koalisyon görüşmelerinde taraflar blokajları kaldırarak ekonomi krizinden çıkış için ortak bir yol bulması gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu.
“Koalisyon hükümeti kurulur kurulmaz harekete geçmeli”
Sendikalar da hükümetin hızlı bir şekilde kurulmasını umut ederken, her geçen günün Almanya’nın ekonomik geleceği için kayıp olduğunu belirtiyor. Avrupa’nın en büyük sendikası olan Alman Sendikalar Konfederasyonu (DGB), oluşacak hükümetten altyapı, dijitalleşme, enerji arzı ve endüstriyel teknolojiler gibi alanlarda yatırım hamlelerinin yapılmasını talep etti.
DGB Başkanı Yasmin Fahimi, "Ülke ekonomisini ayaklandıracak bir yatırım hamlesine ihtiyacımız var" diyerek, ekonominin geleceği için koalisyon hükümetinin kurulur kurulmaz harekete geçmesi gerektiğini vurguladı.
Ekonomik ve siyasi olarak, CDU/CSU ve SPD arasında anlaşmazlıklar ve farklı öncelikler bulunuyor. Ancak koalisyonun kurulması Almanya'nın ekonomik geleceği için kritik önem taşıyor.
Koalisyon görüşmelerinde, tarafların farklılıkları aşarak ortak bir çözüm bulması, Almanya'nın ekonomik toparlanmasının sağlanması ve ülkenin küresel rekabet gücünü arttırması açısından kaçınılmaz bir zorunluluk olarak ortaya çıkıyor.
Forum